04.09.10/MİLİSLER MLKP SAFINA çAğIRDI
![]() |
'Devrimin zaferi için yaşasın MLKP' yazılamaları yapan milisler '16.yılında darbecilerden hesap sormak için MLKP safına' çağırdılar. Parti milislerimiz mahallenin çeşitli yerlerine yazılama yaparak Partimizin 16. yıl selamladılar.
04.09.10/GENçLERDEN BARIş KöPRüSü
![]() |
DEVAMI
1968 yılında İstanbul Boğaz Köprüsü Projesi tartışmalarına karşı çıkan Deniz Gezmiş ve arkadaşları „Boğaz'a değil, Zap'a köprü" diyerek 1969'da yürütülen kampanyanın sonucu olarak Zap'in üzerine „Gençlik köprüsünü" inşa etmişlerdi. Şehirden 35 kilometre uzaklıkta bulunan ve onlarca köyün ulaşımını sağlayan Gençlik köprüsü 1999 yılında devlet güçlerince bombalanarak tahrip edilmişti.
Köprünün yeniden inşa edilmesini Hakkari KESK Şubeler Platformu ve BDP'li belediyenin yanı sıra birçok sivil toplum örgütü destekliyor. Projeye önemli destekte bulunan yazar Cezmi Ersöz, köprünün kardeşlik coşkusu yaratacağını söyledi ve ekledi: "Bu köprü 1969 yılında yapıldı. 30 yıl hizmet verdi halka. '99'da maalesef bombalandı. O köprü Zap Suyu üzerindeki ilk köprü. Bir barış köprüsü, kardeşlik köprüsü. Barışa çok ihtiyacımız olan bu günlerde bunun yapılması bence çok anlamlı" dedi.
Hakkari halkı için çok büyük değer taşıyan bu köprü Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının verdiği devrimci mücadelenin bir örneği olduğunu ifade eden KESK Hakkari şubeler platformu sözcüsü Cahit Balıkesir:"7'den 70'e, köylüsünden şehirlisine herkes Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının anısını yaşatmak istiyor. Bunun ruhu var. Onların verdiği devrimci mücadelenin Hakkari halkında da yansıması gerçeği var. Zaten köprünün yapımı böyle bir istekten, talepten çıktı. Halkın devrimci özlemi, kardeşleşme isteği var" dedi.
"Gençlik ve kardeşlik köprüsü" adını taşıyacak köprü 2-3 Ekim 2010'a kadar bitmesi ve açılışının yapılması bekleniyor.
29.08.10/İSTANBUL YETER DİYOR
![]() |
DEVAMI
DISK, KESK, IHD, İstanbul Tabip Odası, Türkiye Barış Meclisi İstanbul Girişimi'nin de aralarında bulunduğu 376 kurum barışçıl bir çözüm için harekete geçti. İstanbul'da bir araya gelen kurumlar adına açılış konuşmasını yapan Türkiye Barış Meclisi üyesi Hakan Tahmaz sıkça Kürt sorunu ile ilgili toplantılar yaptıklarını ama ilk kez bu kadar geniş bir katılımlı birleşimle bir şeyler yapacaklarını kaydetti.
Çözüme varacak bir çalışma hedeflediklerini belirten Tahmaz: „Umarız ki umutların kırıldığı bir aşamada başlattığımız bu çalışmamız yetkililer tarafından bu sürecin kalıcı çözümü ve silahların kalıcı susması gibi bir sürece evrilir. Bu yüzden birlikte irade oluşturmak için bir araya geldik. Umarım ki bu çalışma bütün ellerin tetiklerden çekilmesine bir ön adım olur" dedi.
Konuşmanın ardından 376 kurumun altına imzasını attığı çözüm talepleri okundu. Toplum olarak artik demokratik ve adil çözüm istemenin zamanı olduğunu, ortada bir sorunun olduğunun benimsetilmesi gerektiğini ve çözümün her düzeyde ve tüm muhataplarıyla tartışılarak bulunabileceğine inandıklarını kaydettiler. 26 yıllık çatışmanın ardından toplumsal birliği inşa etmek için saygı, kardeşlik, özgürlük, demokrasi, hukuk ve eşitlik temelinde bir araya gelinmesi gerektiğinin altı çizildi.
29.08.10/TüRKİYE YİNE MAHKûM EDİLDİ
![]() |
DEVAMI
TCK'nın 301. maddesini ihlal etmekle suçlanıp hedef haline getirilen Ermeni gazeteci Hrant Dink tehditler almasını jandarma ve polise bildirmesine rağmen korunma altına alınmayarak cinayete davetiye çıkarılmıştı. Cinayetin ardından ise Hrant Dink'in şikâyetlerini duymazdan gelen kamu görevlilerine dokunulmazken sadece tetikçileri yargılanmıştı.
Dink ailesi ise, hem Hrant Dink'in 301. madde'den (Türklüğü aşağılama) mahkûmiyetini hem de cinayetinden sonra yaşanan haksızlıkları AIHM'ne taşıyarak Türkiye'nin mahkum edilmesini talep etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iki ayrı davadan Türkiye'yi mahkum ettı. 14. Eylül günü kararını açıklaması bekleniyor. Karara göre Türkiye Dink davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. maddesi (yaşam hakkı) ve 10. maddesini (ifade özgürlüğü) ihlal etmekten suçlu bulundu.
Dink ailesi bu davada Ermeni halkına yönelik ırkçı anlayışlarıyla bilinen Türkiye makamları ile kesinlikle uzlaşmayacaklarını açıkladı.
10.08.10/DTK DEMOKRATİK ÖZERKLİğİ TARTIşTI
Demokratik Toplum Kongresi'nin 4. Olağan Genel Kurul'u 7-8 Ağustos'ta Amed'de gerçekleştirildi. Kurul'un başlamasından önce DTK üyelerinin tutuklanması konuşmacılar tarafından kınandı. Tutuklananların arasında DTK Eşbaşkanı Hatşp Dicle de bulunmaktadır.
DEVAMI
İki gün süren canlı tartışmalara 800 delegenin yanı sıra BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak, BDP milletvekilleri, Osman Baydemir, siyasi yasaklı Eşbaşkanları Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Leyla Zana, Türkiye Barış Meclisi, ESP ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri de katıldı.
‘Demokratik Özerklik' konusu ise tartışılan en önemli konular arasındaydı. Kongrede bu modelin, Demokratik Ulus, Demokratik Ülke, Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Anayasa olarak dört esastan oluştuğu ve değişik kimlik, kültür ve inançların birlikte yaşayabileceği bir ortamın hedeflendiği belirtildi.
Ama Genel Kurulu aynı zamanda özerkliğin ne bağımsızlık yolunda bir adım olduğunu nede devletin yerel alandaki bir uzantısı olduğunu vurgulayarak:"Özerklik ayrı bir devlet ya da iktidar paylaşımı anlamına gelmez.'Devlet artı demokrasi' formülüne dayanır" dedi.
Kurulda tartışılan başka bir konu da Türkiye'nin 12 Eylül askeri darbesinden miras kalan şu anki anayasasına karşı mücadeleydi. Katılımcılar, demokratik bir anayasa için mücadele edeceklerini vurguladı. Sonuç Bildirgesi'nde, 12 Eylül rejimden kalan anayasa değişikliği paketine ‚evet' ya da ‚hayır' demenin hiçbir çözümün getirmeyeceğini ve anayasanın tümden kalkması gerektiği önemine işaret edildi. DTK, 12 Eylül'de gerçekleştirilecek olan Anayasa Referandum'unu boykot edeceğinin altını çizdi.
Kurul, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'u DTK Eşbaşkanları seçti.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan Demokratik Özerklik fikrini destekleyip ANF haber ajansıyla yaptığı bir röportajda şöyle demişti:
"Demokratik Anayasa sorunu çözmenin tek yoludur." Öte yandan, geçen hafta tutuklu ulusal lider Abdullah Öcalan'ın yaptığı üç öneriyi teklif edeceklerini ve devletin bunları reddedeceği durumda özerkliği gerçekleştirmek için kendi dinamiklerini ve güçlerini kullanacaklarını belirtti.
10.08.10/ŞERZAN KURT DAVASINDA GİZLİ DURUşMA
Devlet destekli sivil faşistlerce Muğla'da gerçekleştirilen saldırılar sonucu çok sayıda Kürt genci yaralandı ve Mayıs ayında tutuklanıp cezaevinde gönderildi. Saldırılar sonucu Batman'lı Şerzan Kurt adlı Kürt genci polis kurşunuyla ağır yaralanıp 24 Mayıs'ta hastanede yaşamını yitirmişti.
DEVAMI
Davanın ilk duruşması 10 Ağustos'ta gerçekleşmesi beklenirken davanın 9 Ağustos'ta avukatların da bilgisi hariç gizli bir şekilde görüldüğü ortaya çıktı.
Kurt'u öldüren polisin ilk duruşmada Şerzan Kurt davasının "personel eksikliğinden" Muğla'dan Eskişehir'e alınacağı açıklaması bekleniyordu. Resmi sebep olarak ise Muğla'nın turistik bölge olduğundan ve güvenlik güçlerinin sahillerde çalıştığından güvenliğin sağlanamayacağı öne sürüldü. Muğla valisinin talebini onaylatan mahkeme, davayı bir sonraki duruşma için Eskişehir'e aldı. Bu karar ise, avukatların ve Kurt ailesinin haberi olmadan duruşmanın gerçekleşmesi beklenen günden bir gün önce alındı.
10 Ağustos sabahı İzmir, Aydın, Denizli ve Bodrum'dan gelen kitleler mahkeme binası önünde toplandı. Kitle, mahkeme binasına ulaşmadan bir kaç 100 metrede bir kimlik kontrolü için durduruldu. Duruşmanın bir gün önceden gerçekleştiği ise ortaya çıktığında avukatlar bu durumu protesto edip duruşmanın tekrar olmasını talep etti. Bu talep reddedildi. Avukatlar, davanın kamuoyundan gizli tutulduğunu belirtti.












